dilimi yardım önce- kapıyı sessizliğe örtüp yalınayak koşturdum
dönüp durdum çevremde; renkler, iplikler, dikiş iğneleri, tahtakurusu ısırıkları
gece desen soğuğa çarpan demirlerden binlerce çan etkisi
çekmeceleri sarsıyor,
sözcükleri uçuruyordu patladıkça kağıtlara sarılmış silahlar
yok
tanımadığım eşyalarla bakışırken soyunamıyordum
dilimi yardım sonra- tekrar tekrar
şimdi yokluğunu çektiğim bütünlüğe doğru yorulur acısı
Heart On Road / Yolda
13 Eylül 2010 Pazartesi
12 Ağustos 2010 Perşembe
14 Temmuz 2010 Çarşamba
massive attacked!
uç uç uç ve sonra kon tepeye
peşinden koşan zebaniler
ellerinde taşıdıkları sözcüklerle parçalar rüyalarını
uç uç uç ve sonra kon tepeye
peşinden koşan zebaniler
ellerinde taşıdıkları sözcüklerle parçalar rüyalarını
uç uç uç ve sonra kon tepeye
7 Eylül 2009 Pazartesi
tırtıl su birikintisine evlenme teklif eder. bir büyük toz bulutu içinde kaybolur soru. buharlaşır su birikintisi, yanıt vermemek için bulut olur. rüzgarla vadiler dolaşır, oyun oynamak için taşan nehirlere yağar. bir akşamüzeri güneşin gözyaşını görür. Güneş ağlar gökkuşağını kıskanınca. Yaradılışın sonuçlarıyla ilgilenmek kafa karıştırır. Varoluş kocaman yumuşak bir hamur, tüm dönüşümler göz yanılgısıysa... şaşı baktın şaşırdın.
Bulut koşar peşinden gökkuşağının, içinden geçer, içinden geçer... Yakalayınca tüm gücüyle saçlarını çeker. Ellerinin renklere boyanacağını bile bile... Beyazlığın biteceğini bile bile... Ardından güneşin gözyaşlarını siler yanaklarıyla. Tüm beyazlık uçup gitse de artık içi rahat... Denize aşık bulutlar denizkabuklarında uyur. Kıyıya vuran dalga sesleriyle uyanır, dudaklarına küçük bir öpücük ve gökyüzü hergün tekrar başlar...
Bulut koşar peşinden gökkuşağının, içinden geçer, içinden geçer... Yakalayınca tüm gücüyle saçlarını çeker. Ellerinin renklere boyanacağını bile bile... Beyazlığın biteceğini bile bile... Ardından güneşin gözyaşlarını siler yanaklarıyla. Tüm beyazlık uçup gitse de artık içi rahat... Denize aşık bulutlar denizkabuklarında uyur. Kıyıya vuran dalga sesleriyle uyanır, dudaklarına küçük bir öpücük ve gökyüzü hergün tekrar başlar...
15 Ağustos 2009 Cumartesi
"İnsan yeryüzündeki özgürlüğü kesinleyerek ve gerçekleştirerek insanlığını elde eder. İnsan kendini gerçekleştirmek içinse kendini tanımalıdır".
Bakunin'in devrimci anarşist düşüncelerini okumak konu özgürlük olunca kanımı donduruyor, devletten çıkıp aynaya koşturuyor. Saplantılarımı, bahanelerle örttüğüm, sakladığım özümün karanlığını ortaya çıkardığımda gördüğüm tablodan iki adım geri çekiliyorum. Korkunç!
Oysa ne kadar yanlış bir yeryüzüne hapsetmişim kendimi su,toprak,hava diyerek. Farketmeden veya ederek toplumun etkisi altında hapis kalmışız. Ve akan bir nehirden çıkmak hiç de kolay değildir. Özgür olmayan bu toplumun kalıplaşmış yargı ve değerleri varolduğu sürece özgürruhlardan bahsetmek ancak şiirlerde, öykülerde mümkün olacak. Kendi sınırlarım sizinkilerle örtüşmüyor, sonradan körlük gibi : renkleri bile bile karanlığa mahkum olmak. Adam olmak dediğiniz tutsaklıksa ben serserliği vücuduma kazıyorum.
Bakunin'in devrimci anarşist düşüncelerini okumak konu özgürlük olunca kanımı donduruyor, devletten çıkıp aynaya koşturuyor. Saplantılarımı, bahanelerle örttüğüm, sakladığım özümün karanlığını ortaya çıkardığımda gördüğüm tablodan iki adım geri çekiliyorum. Korkunç!
Oysa ne kadar yanlış bir yeryüzüne hapsetmişim kendimi su,toprak,hava diyerek. Farketmeden veya ederek toplumun etkisi altında hapis kalmışız. Ve akan bir nehirden çıkmak hiç de kolay değildir. Özgür olmayan bu toplumun kalıplaşmış yargı ve değerleri varolduğu sürece özgürruhlardan bahsetmek ancak şiirlerde, öykülerde mümkün olacak. Kendi sınırlarım sizinkilerle örtüşmüyor, sonradan körlük gibi : renkleri bile bile karanlığa mahkum olmak. Adam olmak dediğiniz tutsaklıksa ben serserliği vücuduma kazıyorum.
10 Ağustos 2009 Pazartesi
bilinmeyen boyutta
burnumdan deniz
suyu çıkıyor
koyu yeşil
bulanık
kocaman bir balık
eskimonun koltunun altın
da
pembeler
yarasa kuklası
gölge oyunu
bir sağ, bir sol
kulağım açılıyor
sudan çıkmış gibi
patlıyorlar...
gözüm yanıyor,
sol burun içim.
leyla cansız doğar
her ses çok
yüksek çınlıyor
devamlı kapı
açılıyor diye
korkuyorum.
aklıma gelen görüntü
tutulmuyor
tutunca kızıp
gitmek istiyor.
kalemlere düşmanlar.
kollarımdan ellerime
yükselen uyuşukluk
beynim açılıyor yeniden
pat pıt pıt pıt
binlerce minik
pıt.
uçaktayız.
bazen boğuluyorum.
deniz burnuma
burnuma doluyor.
susma,
dans ediyorum
suyu çıkıyor
koyu yeşil
bulanık
kocaman bir balık
eskimonun koltunun altın
da
pembeler
yarasa kuklası
gölge oyunu
bir sağ, bir sol
kulağım açılıyor
sudan çıkmış gibi
patlıyorlar...
gözüm yanıyor,
sol burun içim.
leyla cansız doğar
her ses çok
yüksek çınlıyor
devamlı kapı
açılıyor diye
korkuyorum.
aklıma gelen görüntü
tutulmuyor
tutunca kızıp
gitmek istiyor.
kalemlere düşmanlar.
kollarımdan ellerime
yükselen uyuşukluk
beynim açılıyor yeniden
pat pıt pıt pıt
binlerce minik
pıt.
uçaktayız.
bazen boğuluyorum.
deniz burnuma
burnuma doluyor.
susma,
dans ediyorum
9 Ağustos 2009 Pazar
köksüz ağaçlar
iki dakika kala kaçılan istasyonlar
yüzüm kanar
var mı ki?
kayıp insanlar topluluğu
bisiklet sesinin çağırdıkları
hiçbir istasyonun hatırası yok burda
kaldırımların, toprağa dönmek isteyen ağaçların
burda en korkunç sokaklar benimdir
korku yalnız aynalarda
yüzüm kanar
artık çok geç
artık çok geç
iki dakika kala kaçılan istasyonlar
yüzüm kanar
var mı ki?
kayıp insanlar topluluğu
bisiklet sesinin çağırdıkları
hiçbir istasyonun hatırası yok burda
kaldırımların, toprağa dönmek isteyen ağaçların
burda en korkunç sokaklar benimdir
korku yalnız aynalarda
yüzüm kanar
artık çok geç
artık çok geç
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)