15 Ağustos 2009 Cumartesi

"İnsan yeryüzündeki özgürlüğü kesinleyerek ve gerçekleştirerek insanlığını elde eder. İnsan kendini gerçekleştirmek içinse kendini tanımalıdır". 
Bakunin'in devrimci anarşist düşüncelerini okumak konu özgürlük olunca kanımı donduruyor, devletten çıkıp aynaya koşturuyor. Saplantılarımı, bahanelerle örttüğüm, sakladığım özümün karanlığını ortaya çıkardığımda gördüğüm tablodan iki adım geri çekiliyorum. Korkunç! 
Oysa ne kadar yanlış bir yeryüzüne hapsetmişim kendimi su,toprak,hava diyerek. Farketmeden veya ederek toplumun etkisi altında hapis kalmışız. Ve akan bir nehirden çıkmak hiç de kolay değildir. Özgür olmayan bu toplumun kalıplaşmış yargı ve değerleri varolduğu sürece özgürruhlardan bahsetmek ancak şiirlerde, öykülerde mümkün olacak. Kendi sınırlarım sizinkilerle örtüşmüyor, sonradan körlük gibi : renkleri bile bile karanlığa mahkum olmak. Adam olmak dediğiniz tutsaklıksa ben serserliği vücuduma kazıyorum.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

bilinmeyen boyutta

burnumdan deniz
suyu çıkıyor
koyu yeşil
bulanık

kocaman bir balık
eskimonun koltunun altın
da
pembeler
yarasa kuklası
gölge oyunu
bir sağ, bir sol

kulağım açılıyor
sudan çıkmış gibi
patlıyorlar...
gözüm yanıyor,
sol burun içim.
leyla cansız doğar
her ses çok
yüksek çınlıyor
devamlı kapı
açılıyor diye
korkuyorum.
aklıma gelen görüntü
tutulmuyor
tutunca kızıp
gitmek istiyor.
kalemlere düşmanlar.

kollarımdan ellerime
yükselen uyuşukluk
beynim açılıyor yeniden
pat pıt pıt pıt
binlerce minik
pıt.
uçaktayız.
bazen boğuluyorum.
deniz burnuma
burnuma doluyor.
susma,
dans ediyorum

9 Ağustos 2009 Pazar

köksüz ağaçlar
iki dakika kala kaçılan istasyonlar
yüzüm kanar
var mı ki?
kayıp insanlar topluluğu
bisiklet sesinin çağırdıkları
hiçbir istasyonun hatırası yok burda
kaldırımların, toprağa dönmek isteyen ağaçların
burda en korkunç sokaklar benimdir
korku yalnız aynalarda
yüzüm kanar
artık çok geç
artık çok geç